karalanmak

الْجُدْرَانُ لَا تُرِيدُ أَنْ تَتَشَوَّهَ بِالطِّلَاءِ بِالرَّشِّ.

Duvarlar sprey boyayla karalanmak istemiyor.

لَمْ يَرْغَبْ فِي أَنْ تَتَلَطَّخَ يَدَاهُ بِالطِّلَاءِ.

Elleri boyayla karalanmak istemedi.

الِافْتِرَاءُ عَلَيْهِ ظُلْمًا وَضْعٌ مُحْزِنٌ لِلْغَايَةِ.

Haksız yere karalanmak çok üzücü bir durum.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler