karaya vurmak

ارْتَطَمَ الْقَارِبُ الَّذِي جَرَفَتْهُ الْعَاصِفَةُ بِالشَّاطِئِ فِي النِّهَايَةِ، وَتَحَطَّمَ إِلَى أَشْلَاءَ.

Fırtınada sürüklenen tekne sonunda karaya vurdu, paramparça oldu.

انْجَرَفَتْ قَنَادِيلُ الْبَحْرِ إِلَى الشَّاطِئِ مَعَ الْأَمْوَاجِ، وَتَمَّ تَحْذِيرُ الْأَطْفَالِ مِنْ لَمْسِهَا.

Denizanası dalgalarla karaya vurdu, çocuklar onlara dokunmamaları konusunda uyarıldı.

İlişkili Kelimeler