لَا أَعْتَقِدُ أَنَّ هُنَاكَ أَيَّ قَصْدٍ سَيِّئٍ فِي كَلِمَاتِهِ.
Onun sözlerinde kötü bir kasıt olduğunu düşünmüyorum.
لَا أَعْتَقِدُ أَنَّ هُنَاكَ أَيَّ قَصْدٍ سَيِّئٍ فِي كَلِمَاتِهِ.
Onun sözlerinde kötü bir kasıt olduğunu düşünmüyorum.
مَهْمَا كَانَتِ النِّيَّةُ، يَجِبُ أَنْ تَتَقَبَّلَ النَّتَائِجَ.
Kasıt ne olursa olsun, sonuçları kabul etmelisin.
لَمْ يَكُنْ هَذَا حَادِثًا، بَلْ كَانَ فِعْلًا مُتَعَمَّدًا.
Bu bir kaza değil, kasıtlı bir eylemdi.
تَقَصُّد