كَانَ أَبِي يُحِبُّ دَائِمًا ارْتِدَاءَ قُبَّعَةٍ مُسَطَّحَةٍ عِنْدَمَا يَخْرُجُ.
Babam her zaman dışarı çıkarken kasket takmayı severdi.
كَانَ أَبِي يُحِبُّ دَائِمًا ارْتِدَاءَ قُبَّعَةٍ مُسَطَّحَةٍ عِنْدَمَا يَخْرُجُ.
Babam her zaman dışarı çıkarken kasket takmayı severdi.
لَبِسَ جَدِّي كَاسْكِيتًا رَمَادِيًّا فِي الشِّتَاءِ.
Dedem kışın gri bir kasket giydi.