kasvet

تَسَبَّبَ الطَّقْسُ الغَائِمُ فِي شُعُورِي بِالكَآبَةِ، لَا أُرِيدُ الخُرُوجَ.

Havanın kapalı olması içimde bir kasvet hissi uyandırdı, dışarı çıkmak istemiyorum.

شَعَرْتُ بِغَمٍّ كَبِيرٍ فِي ذٰلِكَ الْمَسَاءِ.

O akşam büyük bir kasvet hissettim.

يُؤَثِّرُ عَلَيَّ الضِّيقُ فِي كَلَامِهِ كَثِيرًا، إِنَّهُ يُحْبِطُنِي.

Onun konuşmalarındaki kasvet beni çok etkiliyor, moralimi bozuyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler