kavara

تَرَكَ النَّحَّالُ شَمْعَ الْعَسَلِ الْمُسْتَهْلَكَ لِلنَّحْلِ بَعْدَ أَخْذِ الْعَسَلِ.

Arıcı, balı aldıktan sonra kavarayı arılara bıraktı.

يَتِمُّ الِاحْتِفَاظُ بِقُرْصِ الْعَسَلِ الْفَارِغِ الْمُتَبَقِّي فِي الْخَلِيَّةِ كَغِذَاءٍ شِتْوِيٍّ لِلنَّحْلِ.

Kovanda kalan kavara, arılar için kışlık yiyecek olarak saklanır.

بَعْدَ الْعَشَاءِ، سُمِعَ صَوْتُ ضَرْطَةٍ قَادِمَةٍ مِنْ غُرْفَةِ جَدِّي.

Yemekten sonra dedemin odasından gelen kavara sesi duyuldu.

İlişkili Kelimeler