وَعْد — وُعُود
أَعْطَيْتُهَا وَعْدًا وَسَأَفِي بِوَعْدِي.
Ona bir kavil verdim ve sözümü tutacağım.
أَعْطَيْتُهَا وَعْدًا وَسَأَفِي بِوَعْدِي.
Ona bir kavil verdim ve sözümü tutacağım.
إِعْطَاءُ الْعَهْدِ هُوَ تَحَمُّلُ الْمَسْؤُولِيَّةِ.
Kavil vermek, sorumluluk almaktır.
تَمَّ تَوْقِيعُ اتِّفَاقٍ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ.
İki ülke arasında bir kavil imzalandı.
Ayrıca: اِتِّفَاقِيَّة