kaybolmak

كَانَ الضَّيَاعُ أَثْنَاءَ الْمَشْيِ فِي الْغَابَةِ تَجْرِبَةً مُخِيفَةً لِلْغَايَةِ.

Ormanda yürüyüş yaparken kaybolmak çok korkutucu bir deneyimdi.

فُقِدَ الطِّفْلُ فِي الزِّحَامِ، وَتَبْحَثُ عَائِلَتُهُ عَنْهُ فِي كُلِّ مَكَانٍ.

Çocuk kalabalıkta kayboldu, ailesi onu her yerde arıyor.

اخْتَفَتِ الشَّمْسُ وَرَاءَ الْغُيُومِ، وَبَدَأَ الْجَوُّ يُظْلِمُ.

Güneş bulutların arkasında kayboldu, hava kararmaya başladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler