kaygılı

أَشْعُرُ بِقَلَقٍ شَدِيدٍ بِشَأْنِ نَتَائِجِ الِامْتِحَانِ، أَتَمَنَّى أَنْ يَكُونَ جَيِّدًا.

Sınav sonuçları hakkında çok kaygılı hissediyorum, umarım iyi geçer.

بَدَلًا مِنْ أَنْ نَكُونَ مُتَخَوِّفِينَ بِشَأْنِ المُسْتَقْبَلِ، يَجِبُ أَنْ نُرَكِّزَ عَلَى عَيْشِ اليَوْمِ.

Gelecek hakkında kaygılı olmak yerine, bugünü yaşamaya odaklanmalıyız.

فِي الْآوِنَةِ الْأَخِيرَةِ، أَصْبَحَ الْعَدِيدُ مِنَ النَّاسِ مَهْمُومِينَ وَمُتَوَتِّرِينَ بِسَبَبِ الْبَطَالَةِ.

Son zamanlarda işsizlik nedeniyle birçok insan kaygılı ve stresli.

İlişkili Kelimeler