أَرَادَ أَنْ يَخْدَعَنِي لَكِنَّهُ لَمْ يَنْجَحْ.
O beni keklemek istedi ama başaramadı.
أَرَادَ أَنْ يَخْدَعَنِي لَكِنَّهُ لَمْ يَنْجَحْ.
O beni keklemek istedi ama başaramadı.
أَعْطَى الْبَائِعُ مَعْلُومَاتٍ خَاطِئَةً لِتَضْلِيلِ الْعُمَلَاءِ.
Satıcı müşterileri keklemek için yanlış bilgiler verdi.
يَجِدُ الْمُحْتَالُونَ طُرُقًا جَدِيدَةً لِلتَّحَايُلِ عَلَى النَّاسِ.
Dolandırıcılar insanları keklemek için yeni yöntemler buluyorlar.