keleş

كَانَ رَجُلًا وَسِيمًا جِدًّا فِي شَبَابِهِ، وَكَانَ الْجَمِيعُ مُعْجَبِينَ بِهِ.

Gençliğinde çok keleş bir adamdı, herkes ona hayrandı.

يُحِبُّ أَبِي ارْتِدَاءَ قُبَّعَةٍ لِأَنَّ رَأْسَهُ أَصْلَعُ.

Babamın başı keleş olduğu için şapka takmayı seviyor.

İlişkili Kelimeler