لَاحَظْتُ أَنَّهُ غَضِبَ أَثْنَاءَ النِّقَاشِ، فَقُلْتُ لَهُ: 'اسْتَعِدْ!'
Tartışma sırasında sinirlendiğini fark ettim, ona 'Kendine gel!' dedim.
لَاحَظْتُ أَنَّهُ غَضِبَ أَثْنَاءَ النِّقَاشِ، فَقُلْتُ لَهُ: 'اسْتَعِدْ!'
Tartışma sırasında sinirlendiğini fark ettim, ona 'Kendine gel!' dedim.
صُدِمَ مِنَ الْأَخْبَارِ السَّيِّئَةِ الَّتِي سَمِعَهَا، حَاوَلْتُ أَنْ أَقُولَ لَهُ: 'تَمَالَكْ نَفْسَكَ!'
Duyduğu kötü haber karşısında şok oldu, ona 'Kendine gel!' demeye çalıştım.
تَبْدُو شَارِدَ الذِّهْنِ، انْتَبِهْ وَرَكِّزْ فِيمَا تَفْعَلُهُ.
Dalgın görünüyorsun, kendine gel ve ne yaptığına dikkat et.