إِرْكَاضُ الْأَطْفَالِ فِي الْحَدِيقَةِ يَجْعَلُهُمْ سُعَدَاءَ لِلْغَايَةِ.
Çocukları bahçede koşturmak onları çok mutlu ediyor.
إِرْكَاضُ الْأَطْفَالِ فِي الْحَدِيقَةِ يَجْعَلُهُمْ سُعَدَاءَ لِلْغَايَةِ.
Çocukları bahçede koşturmak onları çok mutlu ediyor.
جَعَلَ الْمُدَرِّبُ الْخُيُولَ تَرْكُضُ لِتَكُونَ أَسْرَعَ.
Antrenör, atları daha hızlı koşmaları için koşturdu.