koşuşturmak

تَعِبْتُ مِنَ الرَّكْضِ فِي الْمَكْتَبِ طِوَالَ الْيَوْمِ بِسَبَبِ أَعْمَالِ الْأَوْرَاقِ.

Bütün gün ofiste evrak işleri için koşturmaktan yoruldum.

كَانَ الْأَطْفَالُ يُهَرْوِلُونَ بِسَعَادَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ.

Çocuklar bahçede neşeyle koşturuyorlardı.

سَعَتْ أُمِّي جَاهِدَةً لِتُحَضِّرَ الْعَشَاءَ قَبْلَ وُصُولِ الضُّيُوفِ.

Annem misafirler gelmeden akşam yemeğini hazırlamak için koşuşturdu.

İlişkili Kelimeler