kondurmak

أَلْصَقَ الطِّفْلُ الْمُلْصَقَ عَلَى دَفْتَرِهِ بِشَكْلٍ عَشْوَائِيٍّ.

Çocuk, çıkartmayı defterine gelişi güzel kondurdu.

ثَبَّتَ الْحِرَفِيُّونَ الْأَلْوَاحَ عَلَى الْحَائِطِ بِعِنَايَةٍ.

Ustalar, panelleri duvara dikkatlice kondurdular.

İlişkili Kelimeler