قَطَعَتِ الْأُمُّ زَهْرَةً مِنَ الْحَدِيقَةِ وَوَضَعَتْهَا فِي الْمَزْهَرِيَّةِ لِتَزْيِينِ الْغُرْفَةِ.
Anne bahçeden bir çiçek kopardı ve odayı süslemek için vazoya koydu.
قَطَعَتِ الْأُمُّ زَهْرَةً مِنَ الْحَدِيقَةِ وَوَضَعَتْهَا فِي الْمَزْهَرِيَّةِ لِتَزْيِينِ الْغُرْفَةِ.
Anne bahçeden bir çiçek kopardı ve odayı süslemek için vazoya koydu.
قَطَفَتِ الْبِنْتُ الصَّغِيرَةُ وَرْدَةً جَمِيلَةً مِنَ الْحَدِيقَةِ وَأَهْدَتْهَا لِأُمِّهَا.
Küçük kız bahçeden güzel bir gül kopardı ve annesine hediye etti.
اجْتَهَدَ الرَّجُلُ كَثِيرًا لِاقْتِلَاعِ الشَّجَرَةِ الذَّابِلَةِ مِنْ جُذُورِهَا فِي الحَدِيقَةِ.
Adam bahçedeki kurumuş ağacı kökünden koparmak için çok uğraştı.
Ayrıca: نَزَّعَ، خَطَفَ، اِنْتَزَعَ
بَتَرَ، نَتَفَ، جَدَعَ، فَصَمَ، عَطَّ، جَذَمَ