kovuş

طَرْد — طُرُود

كَانَ طَرْدُ الْأَعْدَاءِ انْتِصَارًا عَظِيمًا.

Düşmanların kovuşu büyük bir zaferdi.

كَانَ إِبْعَادُ اللُّصُوصِ نَجَاحًا لِقُوَّاتِ الْأَمْنِ.

Hırsızların kovuşu güvenlik güçlerinin başarısıydı.

أَرَاحَ إِخْرَاجُ الْمُتَنَمِّرِينَ مِنَ الْمَدْرَسَةِ الْجَمِيعَ.

Zorbaların okuldan kovuşu herkesi rahatlattı.

İlişkili Kelimeler