koydurtmak

جَعَلَ الرَّجُلُ مُسَاعِدَهُ يَضَعُ الأَغْرَاضَ فِي صُنْدُوقِ السَّيَّارَةِ.

Adam, yardımcısı eşyaları arabanın bagajına koydurttu.

أَمَرَ المُدِيرُ بِوَضْعِ المِلَفَّاتِ عَلَى مَكْتَبِهِ.

Müdür, dosyaları masasına koydurttu.

İlişkili Kelimeler