جَعَلَتْ قَتَامَةُ اللَّيْلِ النُّجُومَ تَبْدُو أَكْثَرَ إِشْرَاقًا.
Gecenin koyuluğu, yıldızların daha parlak görünmesini sağladı.
جَعَلَتْ قَتَامَةُ اللَّيْلِ النُّجُومَ تَبْدُو أَكْثَرَ إِشْرَاقًا.
Gecenin koyuluğu, yıldızların daha parlak görünmesini sağladı.
زَادَتْ كَثَافَةُ الصَّلْصَةِ مِنْ نَكْهَتِهَا.
Sosun koyuluğu, lezzetini daha da artırdı.
عَتْمَة، دُكْنَة