إِسْكَافِيّ — أَسَاكِف
كَانَ وَالِدِي صَبِيًّا لَدَى إِسْكَافِيٍّ فِي شَبَابِهِ.
Babam gençliğinde bir kunduracı çırağıydı.
كَانَ وَالِدِي صَبِيًّا لَدَى إِسْكَافِيٍّ فِي شَبَابِهِ.
Babam gençliğinde bir kunduracı çırağıydı.
أَفْضَلُ صَانِعِ أَحْذِيَةٍ فِي الْمَدِينَةِ هُوَ الْأُسْتَاذُ مُحَمَّدٌ.
Kasabadaki en iyi kunduracı, Mehmet Usta'dır.
يَبِيعُ بَائِعُ الْأَحْذِيَةِ جَمِيعَ أَنْوَاعِ الْأَحْذِيَةِ فِي مَتْجَرِهِ.
Kunduracı, dükkanında her türlü ayakkabıyı satıyor.
إِسْكَاف