kurabiye

يُحِبُّ الْأَطْفَالُ تَنَاوُلَ الْبَسْكَوِيتِ مَعَ الْحَلِيبِ بَعْدَ عَوْدَتِهِمْ مِنَ الْمَدْرَسَةِ.

Çocuklar okuldan geldikten sonra sütle birlikte kurabiye yemeyi çok severler.

تَصْنَعُ أُمِّي كَعْكَاتٍ لَذِيذَةً فِي الْمَنْزِلِ فِي كُلِّ عِيدٍ وَتُقَدِّمُهَا لِلضُّيُوفِ.

Annem her bayramda evde lezzetli kurabiyeler yapar ve misafirlere ikram eder.

صَنَعَتْ جَدَّتِي كُوكِيزَ بِالشُّوكُولَاتَةِ.

Büyükannem çikolatalı kurabiye yaptı.

İlişkili Kelimeler