kurban gitmek

وَقَعَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَبْرِيَاءِ ضَحَايَا فِي الْحَرْبِ.

Savaşta birçok masum insan kurban gitti.

قُتِلَ الشَّابُّ ظُلْماً فِي حَادِثِ مُرُورٍ.

Genç adam, bir trafik kazasında kurban gitti.

تَضَرَّرَتِ الْعَدِيدُ مِنَ الشَّرِكَاتِ الصَّغِيرَةِ فِي الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.

Ekonomik krizde birçok küçük işletme kurban gitti.

İlişkili Kelimeler