kuvvetsiz

كَانَ الرَّجُلُ العَجُوزُ ضَعِيفًا جِدًّا وَكَانَ يَجِدُ صُعُوبَةً فِي المَشْيِ.

Yaşlı adam çok kuvvetsizdi ve yürümekte zorlanıyordu.

هَذَا اللَّوْحُ وَاهٍ جِدًّا، قَدْ يَنْكَسِرُ إِذَا دُسْتَ عَلَيْهِ.

Bu tahta çok kuvvetsiz, üzerine basarsan kırılabilir.

İlişkili Kelimeler