عَامَلَ الْمُدِيرُ مُوَظَّفِيهِ بِلُطْفٍ وَاسْتَمَعَ إِلَيْهِمْ.
Müdür, çalışanlarına lütufkârane davrandı ve onları dinledi.
عَامَلَ الْمُدِيرُ مُوَظَّفِيهِ بِلُطْفٍ وَاسْتَمَعَ إِلَيْهِمْ.
Müdür, çalışanlarına lütufkârane davrandı ve onları dinledi.
اقْتَرَبَ الْمُعَلِّمُ مِنْ طُلَّابِهِ بِإِحْسَانٍ وَسَاعَدَهُمْ.
Öğretmen, öğrencilerine lütufkârane bir şekilde yaklaştı ve onlara yardım etti.
عَامَلَ صَاحِبُ الْمَنْزِلِ ضُيُوفَهُ بِكَرَمٍ وَقَدَّمَ لَهُمُ الضِّيَافَةَ.
Ev sahibi, misafirlerine lütufkârane davrandı ve onlara ikramlarda bulundu.