latif

نَسِيمُ الرَّبِيعِ اللَّطِيفُ يُرِيحُ قَلْبَ الْمَرْءِ.

Baharın latif rüzgarı, insanın içini ferahlatıyor.

وَجْهُ الطِّفْلِ الرَّقِيقُ كَانَ يُؤَثِّرُ فِي الْجَمِيعِ.

Çocuğun latif yüzü, herkesi etkiliyordu.

هَذَا الْمَنْظَرُ الْجَمِيلُ يُمْكِنُ مُشَاهَدَتُهُ لِسَاعَاتٍ.

Bu latif manzara, saatlerce seyredilebilir.

İlişkili Kelimeler