lehtar

يَعْتَقِدُ الْمُؤَيِّدُونَ لِهَذِهِ السِّيَاسَةِ أَنَّهَا سَتُحَقِّقُ نُمُوًّا اقْتِصَادِيًّا.

Bu politikada lehtar olanlar, ekonomik büyüme sağlayacağını düşünüyor.

لَقَدْ عَيَّنْتُ زَوْجَتِي كَمُسْتَفِيدٍ فِي بُولِيصَةِ التَّأْمِينِ.

Sigorta poliçesinde lehtar olarak eşimi belirledim.

يَعْتَقِدُ دَاعِمُو الْمَشْرُوعِ الْجَدِيدِ أَنَّهُ سَيَنْجَحُ.

Yeni projenin lehtarları, başarılı olacağına inanıyorlar.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler