lekeli

قَمِيصُهُ مُبَقَّعٌ بِالْحِبْرِ.

Gömleği mürekkeple lekeli.

هَذَا الْمُفْرَشُ مُلَطَّخٌ بِبُقْعَةِ النَّبِيذِ.

Bu masa örtüsü şarap lekesiyle lekelenmiş.

يَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْعُثُورِ عَلَى وَظِيفَةٍ لِأَنَّهُ لَدَيْهِ مَاضٍ مُشَوَّهٌ.

Lekeli bir geçmişe sahip olduğu için iş bulmakta zorlanıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler