هَذَانِ الْحَدَثَانِ مُتَمَاثِلَانِ مِنْ حَيْثُ النَّتَائِجِ.
Bu iki olay, sonuçları bakımından birbirine müşabih.
هَذَانِ الْحَدَثَانِ مُتَمَاثِلَانِ مِنْ حَيْثُ النَّتَائِجِ.
Bu iki olay, sonuçları bakımından birbirine müşabih.
هَذَانِ الْمُنْتَجَانِ مُتَشَابِهَانِ مِنْ حَيْثُ وَظَائِفِهِمَا.
Bu iki ürün, işlevleri açısından birbirine müşabih.
شَخْصِيَّتَا الشَّقِيقَيْنِ مُتَمَاثِلَتَانِ لِلْغَايَةِ.
İki kardeşin karakterleri birbirine çok müşabih.