mübalağa

كَانَتْ هُنَاكَ دَائِماً مُبَالَغَةٌ فِي القِصَصِ الَّتِي رَوَاهَا.

Anlattığı hikayelerde hep mübalağa vardı.

يُحِبُّ أَنْ يَرْوِيَ الْأَحْدَاثَ بِتَضْخِيمٍ.

Olayları mübalağa ile anlatmayı sever.

الْمُبَالَغَةُ هِيَ إِظْهَارُ الْحَقِيقَةِ بِشَكْلٍ مُخْتَلِفٍ عَمَّا هِيَ عَلَيْهِ.

Mübalağa, gerçeği olduğundan farklı göstermektir.

İlişkili Kelimeler