mücevher

جَوْهَرَة — جَوَاهِر

كَانَتِ الْمَلِكَةُ تَرْتَدِي جَوْهَرَةً ثَمِينَةً جِدًّا عَلَى عَرْشِهَا.

Kraliçe, tahtında çok değerli bir mücevher taşıyordu.

حَلْي — حُلِيّ

كَانَتِ الْحُلِيُّ عَلَى الْعَرُوسِ فِي حَفْلِ الزِّفَافِ مُبْهِرَةً.

Düğünde gelinin üzerindeki mücevherler göz kamaştırıyordu.

عَادَةً مَا تَكُونُ الْمُجَوْهَرَاتُ مَصْنُوعَةً مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْأَحْجَارِ الْكَرِيمَةِ.

Mücevherler genellikle altın, gümüş ve değerli taşlardan yapılır.

İlişkili Kelimeler