إِنَّهُ يَعْمَلُ كَمُمَثِّلٍ لِشَرِكَتِنَا فِي الْخَارِجِ.
O, şirketimizin yurt dışındaki mümessili olarak görev yapıyor.
إِنَّهُ يَعْمَلُ كَمُمَثِّلٍ لِشَرِكَتِنَا فِي الْخَارِجِ.
O, şirketimizin yurt dışındaki mümessili olarak görev yapıyor.
سَيَكُونُ مُحَامِي وَكِيلِي فِي الْمَحْكَمَةِ.
Avukatım, mahkemede benim mümessilim olacak.
إِنَّهُ يَعْمَلُ فِي الْبَرْلَمَانِ كَنَائِبٍ عَنِ الشَّعْبِ.
Halkın mümessili olarak parlamentoda görev yapıyor.