إِنَّهُ شَخْصٌ مَادِّيٌّ جِدًّا، يُفَكِّرُ فِي الْمَالِ فِي كُلِّ شَيْءٍ.
O, çok maddeci bir insan, her şeyde parayı düşünüyor.
إِنَّهُ شَخْصٌ مَادِّيٌّ جِدًّا، يُفَكِّرُ فِي الْمَالِ فِي كُلِّ شَيْءٍ.
O, çok maddeci bir insan, her şeyde parayı düşünüyor.
فِي مُجْتَمَعٍ مَادِّيِّ النَّزْعَةِ، غَالِبًا مَا يَتِمُّ تَجَاهُلُ الْقِيَمِ الرُّوحِيَّةِ.
Maddeci bir toplumda manevi değerler genellikle göz ardı edilir.
بِالنِّسْبَةِ لَهُ، الْأَشْيَاءُ الْمَادِّيَّةُ فَقَطْ هِيَ الْمُهِمَّةُ فِي الْحَيَاةِ، لَيْسَ لَدَيْهِ رُوحَانِيَّةٌ.
Onun için hayatta sadece maddi şeyler önemli, maneviyatı yok.