mahbup

كَانَ مِنْ أَكْثَرِ الطُّلَّابِ الْمَحْبُوبِينَ فِي الْمَدْرَسَةِ وَكَانَ الْجَمِيعُ يُحِبُّهُ.

O, okulun en mahbup öğrencilerinden biriydi ve herkes onu severdi.

كَانَتِ الْفَتَاةُ تَكْتُبُ سِرًّا رَسَائِلَ إِلَى الشَّابِّ الَّذِي كَانَتْ تَعْشَقُهُ.

Genç kız, mahbup olduğu delikanlıya gizlice mektuplar yazıyordu.

حَبِيب — أَحِبَّاء

أَهْدَى الْحَبِيبُ لِحَبِيبَتِهِ خَاتَمًا جَمِيلاً.

Mahbup, sevgilisine güzel bir yüzük hediye etti.

İlişkili Kelimeler