مع رحيله المفاجئ، ظهر تحزن على وجهه.
Onun ani gidişiyle birlikte yüzünde bir mahzunlaşma belirdi.
مع رحيله المفاجئ، ظهر تحزن على وجهه.
Onun ani gidişiyle birlikte yüzünde bir mahzunlaşma belirdi.
أشعر بالاكتئاب في داخلي عندما يحل الظلام.
Hava kararınca içimde bir mahzunlaşma hissediyorum.
تسبب هذا الخبر السيئ في تكدير خاطر الجميع في الاجتماع.
Bu kötü haber, toplantıdaki herkesin mahzunlaşmasına neden oldu.