ظَلَّتْ حَزِينَةً لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ بَعْدَ وَفَاةِ زَوْجِهَا وَلَمْ تَخْرُجْ.
O, kocasının ölümünden sonra uzun süre matemli kaldı ve dışarı çıkmadı.
ظَلَّتْ حَزِينَةً لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ بَعْدَ وَفَاةِ زَوْجِهَا وَلَمْ تَخْرُجْ.
O, kocasının ölümünden sonra uzun süre matemli kaldı ve dışarı çıkmadı.
انْهَمَرَتْ دُمُوعُ الْعَائِلَةِ الْمَفْجُوعَةِ فِي الْجَنَازَةِ.
Matemli aile, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu.
كَانَتِ الْبِلَادُ فِي حِدَادٍ عَلَى وَفَاةِ زَعِيمِهَا الْعَظِيمِ.
Ülke, büyük liderinin vefatı üzerine matemliydi.
مَفْجُوعَة، كَاسِف البَال