كَانَ الْجُنُودُ يُنَظِّفُونَ بَنَادِقَ مَاوْزَرَ الْخَاصَّةَ بِهِمْ.
Askerler mavzer tüfeklerini temizliyorlardı.
كَانَ الْجُنُودُ يُنَظِّفُونَ بَنَادِقَ مَاوْزَرَ الْخَاصَّةَ بِهِمْ.
Askerler mavzer tüfeklerini temizliyorlardı.
تَمَّ عَرْضُ بُنْدُقِيَّةِ مَاوْزَرَ قَدِيمَةٍ فِي الْمَتْحَفِ.
Müzede eski bir mavzer sergileniyordu.