meşgul etmek

هَذَا المَوْضُوعُ يَشْغَلُنِي كَثِيرًا، لَا أَعْرِفُ مَاذَا أَفْعَلُ.

Bu konu beni çok meşgul ediyor, ne yapacağımı bilemiyorum.

مِنْ فَضْلِكَ، لَا تُشْغِلْنِي بِهَذِهِ التَّفَاصِيلِ غَيْرِ الضَّرُورِيَّةِ.

Lütfen beni bu gereksiz detaylarla meşgul etmeyin.

أَلْهَيْتُ الْأَطْفَالَ بِالْأَلْعَابِ لِبَعْضِ الْوَقْتِ.

Çocukları bir süre oyuncaklarla meşgul ettim.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler