melal

فِي هَذَا الطَّقْسِ الْكَئِيبِ، شَعَرْتُ بِضَجَرٍ يَمْلَأُنِي.

Bu kasvetli havada içimi bir melal kapladı.

كَانَ عَلَى وَجْهِهِ تَعْبِيرٌ عَنْ كَآبَةٍ عَمِيقَةٍ.

Yüzünde derin bir melal ifadesi vardı.

İlişkili Kelimeler