بَعْدَ المُبَارَاةِ الَّتِي خَسِرَهَا، جَلَسَ الطِّفْلُ حَزِينًا فِي الزَّاوِيَةِ.
Kaybettiği maçtan sonra, çocuk melul bir şekilde köşede oturdu.
بَعْدَ المُبَارَاةِ الَّتِي خَسِرَهَا، جَلَسَ الطِّفْلُ حَزِينًا فِي الزَّاوِيَةِ.
Kaybettiği maçtan sonra, çocuk melul bir şekilde köşede oturdu.
بِسَبَبِ الطَّقْسِ الْغَائِمِ وَالْمُمْطِرِ، كَانَ الْجَمِيعُ فِي حَالَةٍ مِزَاجِيَّةٍ كَئِيبَةٍ.
Hava kapalı ve yağmurlu olduğu için, herkes melul bir ruh haline bürünmüştü.