مِثْل — أَمْثَال
أُرِيدُ مِثْلَ هَذِهِ السَّيَّارَةِ مَرَّةً أُخْرَى، لِأَنَّنِي كُنْتُ رَاضِيًا جِدًّا.
Bu arabanın bir mislini daha istiyorum, çünkü çok memnun kaldım.
أُرِيدُ مِثْلَ هَذِهِ السَّيَّارَةِ مَرَّةً أُخْرَى، لِأَنَّنِي كُنْتُ رَاضِيًا جِدًّا.
Bu arabanın bir mislini daha istiyorum, çünkü çok memnun kaldım.
هَذَا الْحَدَثُ هُوَ نَظِيرٌ لَمْ يَسْبِقْ لَهُ مَثِيلٌ.
Bu olay, daha önce görülmemiş bir misildir.
دَفَعْتُ ضِعْفَ الثَّمَنِ لِأَنَّ المَحَلَّ كَانَ مُزْدَحِمًا.
Dükkân kalabalık olduğu için fiyatın iki mislini ödedim.