كَانَ مُعَلِّمُنَا الْمُوَقَّرُ دَائِمًا مَصْدَرَ إِلْهَامٍ لِطُلَّابِهِ.
Muazzez öğretmenimiz, öğrencilerine her zaman ilham kaynağı olmuştur.
كَانَ مُعَلِّمُنَا الْمُوَقَّرُ دَائِمًا مَصْدَرَ إِلْهَامٍ لِطُلَّابِهِ.
Muazzez öğretmenimiz, öğrencilerine her zaman ilham kaynağı olmuştur.
بِصِفَتِهِ شَخْصًا مُحْتَرَمًا، كَانَ يَحْظَى بِاحْتِرَامٍ كَبِيرٍ فِي الْمُجْتَمَعِ.
Muazzez bir insan olarak, toplumda büyük saygı görüyordu.
يَا صَدِيقِي الْعَزِيزَ، لَقَدْ كُنْتَ دَائِمًا بِجَانِبِي وَدَعَمْتَنِي.
Muazzez dostum, her zaman yanımda oldu ve beni destekledi.