ظَلَّتِ الْمَدِينَةُ تَحْتَ حِصَارِ الْجَيْشِ الْعَدُوِّ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Şehir, düşman ordusu tarafından uzun bir süre muhasara altında kaldı.
ظَلَّتِ الْمَدِينَةُ تَحْتَ حِصَارِ الْجَيْشِ الْعَدُوِّ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Şehir, düşman ordusu tarafından uzun bir süre muhasara altında kaldı.
طَوَّقَتِ الشُّرْطَةُ الْمَبْنَى لِلْقَبْضِ عَلَى الْمُجْرِمِينَ.
Polis, suçluları yakalamak için binayı muhasara altına aldı.