muhavere

أَجْرَى صَدِيقَانِ مُحَادَثَةً مُمْتِعَةً بَعْدَ فَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

İki arkadaş, uzun bir aradan sonra keyifli bir muhavere ettiler.

كَشَفَ الْحِوَارُ فِي الْفِيلْمِ عَنْ عُمْقِ الشَّخْصِيَّاتِ.

Filmdeki muhavere, karakterlerin derinliğini ortaya çıkarıyordu.

حَدِيث — أَحَادِيث

كَانَ الْحَدِيثُ الَّذِي دَارَ فِي الِاجْتِمَاعِ مُثْمِرًا لِلْغَايَةِ.

Toplantıda yapılan muhavere, oldukça verimli geçti.

İlişkili Kelimeler