اتَّفَقَ الطَّرَفَانِ عَلَى جَمِيعِ شُرُوطِ الِاتِّفَاقِيَّةِ وَوَقَّعَا الْعَقْدَ.
Taraflar anlaşmanın tüm şartlarında mutabık kaldılar ve sözleşmeyi imzaladılar.
اتَّفَقَ الطَّرَفَانِ عَلَى جَمِيعِ شُرُوطِ الِاتِّفَاقِيَّةِ وَوَقَّعَا الْعَقْدَ.
Taraflar anlaşmanın tüm şartlarında mutabık kaldılar ve sözleşmeyi imzaladılar.
وَافَقَ الْمُعَلِّمُونَ عَلَى تَطْبِيقِ طَرِيقَةٍ جَدِيدَةٍ لِتَحْسِينِ أَدَاءِ الطُّلَّابِ.
Öğretmenler, öğrencilerin performansını artırmak için yeni bir yöntem uygulamakta mutabık kaldılar.
أَدْلَى الشَّاهِدَانِ بِأَقْوَالٍ مُتَطَابِقَةٍ حَوْلَ تَفَاصِيلِ الْحَادِثِ.
İki şahit, olayın detayları hakkında mutabık ifadeler verdiler.
مُتَرَاضٍ