فِي الِاجْتِمَاعِ، اتَّفَقْنَا عَلَى الْخُطْوَةِ التَّالِيَةِ الَّتِي يَجِبُ اتِّخَاذُهَا.
Toplantıda, bir sonraki adımda ne yapılacağı konusunda mutabık kaldık.
فِي الِاجْتِمَاعِ، اتَّفَقْنَا عَلَى الْخُطْوَةِ التَّالِيَةِ الَّتِي يَجِبُ اتِّخَاذُهَا.
Toplantıda, bir sonraki adımda ne yapılacağı konusunda mutabık kaldık.
تَوَافَقْنَا عَلَى تَفَاصِيلِ الْمَشْرُوعِ وَبَدَأْنَا الْعَمَلَ.
Projenin detayları üzerinde mutabık kaldık ve çalışmalara başladık.
تَرَاضَى الطَّرَفَانِ لِحَلِّ النِّزَاعِ بَيْنَهُمَا.
İki taraf, aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için mutabık kaldı.
اِصْطَلَحَ