سَعَادَتُهُ أَهَمُّ شَيْءٍ بِالنِّسْبَةِ لِي.
Onun mutluluğu benim için her şeyden önemli.
سَعَادَتُهُ أَهَمُّ شَيْءٍ بِالنِّسْبَةِ لِي.
Onun mutluluğu benim için her şeyden önemli.
هٰذَا الْمَنْظَرُ يَمْنَحُنِي سُرُورًا كَبِيرًا.
Bu manzara bana büyük bir mutluluk veriyor.
أَنْ أَكُونَ مَعَ عَائِلَتِي هُوَ أَكْبَرُ نَعِيمٍ بِالنِّسْبَةِ لِي.
Ailemle birlikte olmak benim için en büyük mutluluk.
Ayrıca: بَهْجَة
أُنْس، فَرْحَة، فَرَح، طُوبَى، هَنَاء، اِبْتِهَاج، مَسَرَّة، غِبْطَة، جَذَل، حُبُور، هَنَاءَة، اِغْتِبَاط