muzdarip

قَرَّرَ وَالِدِي، الَّذِي يُعَانِي مِنْ آلَامِ الظَّهْرِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ، الذَّهَابَ إِلَى الطَّبِيبِ أَخِيرًا.

Uzun süredir sırt ağrısından muzdarip olan babam, sonunda doktora gitmeye karar verdi.

بَعْدَ الزِّلْزَالِ، عَانَى الْكَثِيرُ مِنَ النَّاسِ مِنِ اضْطِرَابِ مَا بَعْدَ الصَّدْمَةِ.

Depremden sonra birçok insan travma sonrası stres bozukluğundan muzdarip oldu.

الشَّرِكَةُ مُبْتَلَاةٌ بِصُعُوبَاتٍ مَالِيَّةٍ كَبِيرَةٍ بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.

Şirket, ekonomik krizden dolayı büyük mali zorluklardan muzdarip.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler