لَقَدْ فَرَضُوا عُقُوبَةً غَيْرَ عَادِلَةٍ عَلَى هَذَا الرَّجُلِ الْبَرِيءِ، وَهَذَا وَضْعٌ مُحْزِنٌ لِلْغَايَةِ.
Bu suçsuz adama nahak bir ceza verdiler, bu çok üzücü bir durum.
لَقَدْ فَرَضُوا عُقُوبَةً غَيْرَ عَادِلَةٍ عَلَى هَذَا الرَّجُلِ الْبَرِيءِ، وَهَذَا وَضْعٌ مُحْزِنٌ لِلْغَايَةِ.
Bu suçsuz adama nahak bir ceza verdiler, bu çok üzücü bir durum.
أَنْ تُتَّهَمَ ظُلْماً هُوَ مِنْ أَسْوَأِ الْأَشْيَاءِ الَّتِي يُمْكِنُ أَنْ تَحْدُثَ لِلْإِنْسَانِ.
Nahak bir şekilde suçlanmak, bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir.
لَقَدْ تَعَرَّضَ لِانْتِقَادَاتٍ غَيْرِ مُسْتَحَقَّةٍ، لِأَنَّهُ فَعَلَ كُلَّ مَا فِي وُسْعِهِ.
O, nahak bir şekilde eleştirildi, çünkü elinden gelenin en iyisini yapmıştı.