nalekâr

طَلَبَ الْمُسَاعَدَةَ بِصَوْتٍ مُتَأَوِّهٍ.

Nalekâr bir sesle yardım istedi.

كَانَ الْجُنْدِيُّ الْجَرِيحُ يَرْقُدُ عَلَى الْأَرْضِ فِي حَالَةٍ مُتَوَجِّعَةٍ.

Yaralı asker, nalekâr bir halde yerde yatıyordu.

İlişkili Kelimeler