سَبَب — أَسْبَاب
مَا هُوَ سَبَبُ هَذَا الْفَشَلِ، يَجِبُ التَّحْقِيقُ فِيهِ جَيِّدًا.
Bu başarısızlığın nedeni neydi, iyice araştırmak gerekiyor.
مَا هُوَ سَبَبُ هَذَا الْفَشَلِ، يَجِبُ التَّحْقِيقُ فِيهِ جَيِّدًا.
Bu başarısızlığın nedeni neydi, iyice araştırmak gerekiyor.
لِمَاذَا أَنْتَ حَزِينٌ جِدًّا، هَلْ هُنَاكَ مُشْكِلَةٌ؟
Neden bu kadar üzgünsün, bir sorun mu var?
قَدْ يَكُونُ سَبَبُ عُطْلِ هَذِهِ السَّيَّارَةِ مُشْكِلَةً فِي مُحَرِّكِهَا.
Bu arabanın arızasının nedeni motorundaki bir problem olabilir.
مَثَار، مُسَبِّب، مَدْعَاة، بَاعِث، حَيْثِيَّة